21 Ekim 2007 Pazar

Dişçi Korkusu

bundan on sene kadar önce, henüz okuduğum sırada beni, acıdan çıldırtıp sokaklarda koşturacak derecede ağrıyan dişimi çektirmek için gittiğim bir diş hekimi, işi güreşe döküp beni kündeye getirme azmi ile yüklenince çat sesi ile ortadan kırmıştı azı dişimi. bu yenilgiden sonra uzun süre tekrar mindere çıkma cesareti göremedim kendimde. ancak aradan bir kaç yıl geçip ağrı tekrar en üst noktaya vurma çabası ile taksici teyplerindeki ekolayzır zımbırtısı gibi zıplamaya başlayınca çareyi tekrar kendimi bir dişçi koltuğuna atmakta buldum. ancak bu sefer bir acı değil yakıcı bir aşk yaşamak kısmetmiş. şah devriminden sonra iran'dan kaçarak türkiye'ye gelmiş bir ailenin kızı olan bu muhteşem kadın, hacettepe'de okumuş, daha sonra amerika'nın bilmem ne tıp fakültesinde adını söylemekte zorlandığım bir dalda uzmanlık yapmış bir afet-i devrandı. sen kimsin necisin sorusunu ansızın sorsanız ağzımdan ben meme düşkünüyüm kelimelerini kaçırmaya engel olamayacak bendeniz için, dişimin sökülmesi bahanesi ile o canım memelere kafamın yaslanması lütfunun verilmesinden ziyadesi ile serhoş olmuş, uyuşturucu verilmesine gerek olmadığından dem vurmuştum. ancak o melun kırık dişim hekim gömleği giyen acem prensesinin memelerinden daha yumuşak olan elceğizleri marifeti ile o kadar kolay yerinde fırlayıp düşüvermişti ki ben bunu sadece tatlı söz ile olabileceği kanaatindeydim o güne kadar. başımı yasladığım yumuşacık memelerden ayrılma vaktinin geldiğini anlamış, anamın karnından beri bu kadar huzurlu bir ortam bulma şansına ilk defa eriştiğimden ayrılmamak koşulu ile tüm dişlerimin yerinden sökülmesine razı geldiğimi haykırmıştım. bu isteğim ise bir defa daha görebilme şansına erişebilmek için değil tüm dişlerimi, kalbimi bile kendisine vermek için yerinden sökmeme razı olabilecebileğim bir gülümseme ile karşılandı. yaşa, varol, nurol kraliçem.

Hiç yorum yok: