hey, wir sind nicht ali oder ahmet,
betrachtet das schachbrett.
wer uns mißachtet ist jetzt im zugzwang,
ihr machtet uns mit eurem betrug lang genug krank.
betonkopfe verschwinden vom winde verweht wie flugsand.
gözünü dört aç ve kulak ver bana.
98 cartel yine gelir sana.
maffayla kaynaştık ne öyle yanyana.
bıktım usandım kibrit gibi yanmaya.
ceviz boş kaldı, sele gitti nefretin.
haksızlıkla, yolsuzlukla doldu taştı defterin.
devletin sağ kolu musun ulan zühtü?
insanlara karşı hakaretlerin sadece püftü.
dar kafalılığın sonucu elbette meskenet.
dünyanın her yeri sana bana memleket.
5 milyar yolcu beraber aynı gemide.
kara toprak bekliyor seni de, beni de.
Almanya’ya hiç gitmedim. Birkaç Avrupa ülkesine gittim, dönünce toprağı öptüm. O yaşta iken, oradaki sessizlikten sonra, bu derece özlüyordum buradakilerin safsata dolu muhabbetini. Bülbülü altın kafese koymuşlar hesabı. Misal; Pazar günümü St. Peter’de Papa’yı dinlemektense, Bağdat Caddesi’nde piyasa yaparak geçirmeyi tercih etmiş, apar topar dönmüştüm. Cadde’deki kızlar Vatikan’daki hemşirelerden bir hayli güzeldi. Bizim de Avrupalılardan daha hayat dolu olduğumuza karar vermiş idim. henüz aksini düşünmeme sebep bulamadım. Sırrı burada olsa gerek. Yoksa hakikaten daha genç miyiz ne? Söylediğim gibi şimdilik kıt kanaatim buna işaret ediyor. Bu gençlik bahsini mühim buluyorum. Üzerinde durmakta fayda var. Başımıza ne geliyorsa delikanlılıktan, kaynayan kandan gelmiyor mu zaten? Her yönden genciz, bundan mütevellit acemiyiz. Seni, beni yok; hepimiz eyleyiz işte. Misal; nerede 1789 nerede 1923. Nerede Selanik, nerede Serez. Buradan yola çıkarak ihtiyacımız olan biraz zaman/tecrübe sanırım. Derin derin nefes al, ona kadar say. Ne diyordum; Almanya’ya hiç gitmedim. Mabed-i intizamın temelleri üzerine bina edilmiş olduğunu tahayyül ediyorum. Ne harika. Bendeniz gündelik yaşantımda askeri intizamın müptelası olduğumdan bu sarı kafaların disiplinine uymaktan fevkalade zevk alacağımı tahmin ediyorum. Ne ise, Almancı arkadaşlarım oldu, sıkıntı yaşadıklarına bizzat şahidim. Zor durum. Hemi orada hemi burada hayatını idame ettirebilmen için fazladan çaba göstermen gerek. Gelip geri dönen, kesin dönüş yapan, iki tarafta da uyum sorunu yaşayan iki arada bir derede kasti olarak sıkıştırılmış insanlar. Vatanlarında Almancı, orada Turken Raus. Küpeli dazlak kafa, deri montlu Neonazi SA tugayı durumları. Bir arkadaşım, okullarda herkes uyuşturucu kullanıyor, hemen geri dönmem lazım diye anlatmıştı. Dazlaklarla savaşan çeteye girmiş, kafa göz falan patlatıyormuş ama felaket mutsuzmuş. Hep dönmek istiyormuş. Tam gelmeye çalıştığı sırada babasını kesti, şimdi içerde. Cezasını yattıktan sonra kesin dönüş yapacakmış. Belki de hiç çıkamaz Deutschland Gemacht Tutuk ve Tevkif evinden. Velakin mevzu bahis arkadaşım ve kader arkadaşları doğu ile batının kadim çatışmasının arasında kaldılar. Biri dümdüz akılın, diğeri türlü süfli duygunun esiri/eseri. Almancı arkadaşlarımdan hiç biri ile anlaşırken sıkıntı yaşamadım. Zira insanlarla kolay münasebet kurma kabiliyetine haizim. Canım isterse, aklım keserse. Ne yani hemi akıllıyım, hemi duygusalım martavalı mı atıyorum ne? Ne ise fark etmez. En çok Afyon Emirdağ’lı var diye işitmiştim Almanya’da. Bu durum Emirdağlının o zamanki fakirliğine delalettir. Yoksa kim evini, barkını, anasını, avradını bırakır gider gavur ellerine? Hiç. Hele uzun bacaklı, koca memeli sarışın Alman hatunların peşinden; asla beni buna inandıramazsınız. Türk erkeği ehli namustur. Alman endüstrikapitali kendi ülkesindeki işsizler ordusunu tüketince bozkırdan Türk ithal etme cihetine gitmiş. Yoksa şimediferin kazanında yakacak odun kalmadığında yolda kalır kompartımandaki sanayici herrler ve fraular, İsviçre'de göl kıyısındaki otelde yapacakları kış tatiline gidemezler, domuz yiyip bira içemezler. Ne demiştim, bir tek bizim memleketimizden gitmediler nach Deutschland. Rumeni, Bulgarı, Sırpı, Greki, Polonyalısı, Ahmeti, Muhammedi, Yorgosu, İvanı envai çeşit insan, çil çil Mark’ın peşinden seyirtti, kimi yitip gitti, kimi zengin döndü. Bunlardan biri Peter Maffay. Gerçi onun özü Alman. Romanya’daki Seidenburgen’e koloni kurmaya giden Sakson ceddinin izinden sekiz asır sonra anayurda dönmüş. İyi de yapmış. 1998’de Cartel ile birlikte çıkardığı single tabir edilen albümden dinlediğim şarkıdan kalmış aklımın kırıntısında; hepimiz aynı gemideyiz, batarsak beraberiz deyü. Aynı gemideyiz ulan tabe. Daha önce düşünmemiş miydin? İyi düşün. Daha önce de binmiştin benlen aynı gemiye. Hani sonra çok yağmur yağdıydı da sel götürmüştü dört yanı. Günlerce toprak yüzü görmeden sürüklenmiştik, nihayetinde dağın doruğuna oturduydu gemimiz. İşte bu yüzden sadece metanet sana bana memleket.
sevgi tarlasına etnik tohumlar ektik.
sonuçta estetik fotoğraflar çektik.
cartel maffay işte kültürlerin birleşimi.
dik kafalar öğrenemez kafa yoran bilir işi.
bilir kişi acemi acaba kim yener?
örümcek beyinliler karanlıkta gezer.
aydının elinde her sefer fener.
şener şen gibi sen olup birazcıkta gülelim;
3 günlük dünyada neden üzüp üzülelim?
su gibi süzülelim çuval gibi büzülelim.
dargın suratlar nefretin kaç paralık?
gerçeklere gözünü yumanların sonu karanlık.
susarak kime yarandık bu parça size.
karanlığa biraz ışık tuttuysak ne mutlu bize.
gök ne sınır tanır ne vize.
onu bunu bırakında gelin artık kendinize.
Smirna ve Tesalonika iki hemşire. Smirna yaşça büyük olanı, Tesalonika boyca uzun. İkisi de birbirinden güzeldi eskiden. Şimdi Smirna kocasından yediği dayaktan, sert sikişten biraz pörsüdü. Eski güzelliği pek kalmadı, ama yine de cilveli haspa. Şu Türkler hakikaten barbar mı oluyor ne? Vahşi herif. Güzelim aftosunu eskitti, püsküttü. Yoksa yaşlandırdı mı demem lazım, bilemiyorum. Eskiden bu hemşireler birbirine hediye verip almış kaç asır. Misal Smirna bacısına Sebatay Sevi’nin inancını hediye etmiş, pek mühimdir, bunun da üzerinde durmak, düşünmek gerekir. Bülbüllü, kafesli nefis hikayedir. Komplo teorisi/münasebet yumağı seven zihinlerin kıt dimağını karıştırır, feci hale sokar, bundan sonra ne yapsan kar etmez. Diğeri ona Rumeli muhacirlerini, bir de kasap havasını. Bu hacdan önce yalınayak başıkabak Türk az imiş İzmir’de, buna karşı Selanik’te de Rum. Enteresan ikisinde de Yahudi çok imiş. Nerden gelmiş bu kadar Yahudi yau? Dönelim İzmir’e. Misal ayakyolu der İzmirliler, Selanik’ten yadigardır. Asfalyamı attırma ise oraya giden Rum’dan. Nasıl şimdi Mardinli Kürtler Kadifekale’den aşağı bakıp heves ediyorsa, o zaman da Türk bu tepedeki mahallelerde otururmuş. Aşağıda Levantenin, İngilizin, Rumun, Ermeninin oturduğu bugün Fuar’a denk gelen zengin semtlerine haset edip Gavur İzmir deyivermişler. Zaten bu hasedin neticesi meşhur İzmir Yangını’na yol açtı iftirası ile yüzleşmek zorundayız. Binaenaleyh işte Başvekilin ağzına sakız ettiği Gavurluğumuz bundan ibaret. O bizi dinden imandan çıkmış sanıyor. Keyfi bilir. Bunu muhasebesini nasıl ise yapan var. Kendisi ile cehennemde bol mesai harcayacağımıza eminim zebanilerin elinde. Bir nevi azap kardeşliği. İzmir namlı orospunun hor kullanılıp Laz müteahhite peşkeş çekilmesine karşılık, daha önce bahis açmış mıydım bilmiyorum, İzmir’de muhacirden sonra en çok Hemşinli Pastacılar ikamet ediyor, atamın yurdu Selanik gönüllerde bir intizar, el değmemiş bakire, gül dudaklı, gonca yanaklı bir dilber, afeti devran, derdime derman. İşte bugün bak, Kordon ile Yalı birbirinin aynısı silüeti yansıtır denize. Biz geldik, onlar gitti. Önceden aynı gemide değil miydik sanki!
sinirli ufuklara gözü gören körlere.
yaşamayı unutup ölen amatörlere.
tek yön çemberinde dolaşıp dönen şoförlere.
paydos ulan, uyan 2000e 5 kala.
yola çıktık yöreselden ulusala,
ulusaldan evrensele, atlıyoruz daldan dala.
ağaç gibi tür tür yaşamak tek ve hür.
orman gibi kardeşçesine bir ömür.
komür başına mı vurdu?
senindi, benimdi derken unuttuk cihanı yurdu,
barışı, sulhu imdat ulan orman yanıyor.
kızılırmaktan kızıl gönlüm kanıyor.
kim geliyor kim kalıyor?
hangi at gözlüklü eşek kalacağını sanıyor?
bizi bizden iyi tanıyor gök ve deniz.
bir de kara toprak naber lan keriz, naber lan keriz?
Kaçkar'a gitmiştim bilmem kaç sene önce. Giden bilir Yukarı Kavron en yüksekteki yaylasıdır Kaçkar'ın. Yılda on gün kadar güneş alıyor. Tadına doyulmaz manzarası falan var. Biz Ayder'e varmıştık ki, boğa güreşi olduğunu öğrendik. yukarı doğru devam etmeden oturalım güreşleri izleyelim, hemi de yaylaya çıkan olur, bizi de bırakır diye kurulduk yamaca. Bilmem kaç farklı lisan duyma imkanı oluyor insanın bu dağları gibi insanı da bir hayli karışık coğrafyada. Lazca, Gürcüce, Hemşince, hepsi birbirine karışıp gidiyor. İşte memleket beyle karışık. Netice; onu da sen bulacaksın kardeşim.