
yıldız savaşları filmlerinden obi van kenobi olarak tanıdığımız ewan mcgregor ve serpent 's kiss filminde tanıştığı kendisi gibi aktör olan kankası charlie boorman motosiklet üzerine olan ortak tutkuları üzerine konuşurken şu diyalog geçer;
+ charlie, ne dersin seninle şöyle motor üzerinde bi güneye uzansak nassı olur? misal ispanya filan...
- neden olmasın adamım, ben seninle heryere giderim.
+ o zaman boşver ispanya 'yı charlie. dünya turuna çıkalım mı?
- beni bozmaz adamım.
işte bundan sonra meseleyi ciddiyetle ele alan bu iki tip, gidip londra 'da bir ofis tutar, huri gibi sekreterler işe alır, aylarca sürecek hazırlıklara ciddiyetle koyulurlar. her ne kadar charlie, avusturya malı halis toz toprak için imal edilmiş ktm ile gitmek istese de, ktm 'nin bu ikisinin bu yolu bitirebileceklerine ikna olmayınca motosiklet vermekten vazgeçer. şüphesiz ki, bu on bölümlük belgeselin en etkileyici sahnelerinden biri, firmanın müdürü ile konuşup bunu öğrenen ewan mcgregor 'un ağlamamak için yutkunması ve charlie boorman 'ın odasındaki ktm posterini sunturlu bir ingiliz küfür serisi ile yırtması idi.
iki bmw r1150 gs adventure motosiklet ile her türlü off road ve on road motosiklet eğitimi, ilk yardım, terör saldırısını savuşturma, tamir, bakım, onarım, kampçılık derslerini üç ayda tamam ederek londra 'dan marşa basacaklardır. kahramanlarımızın yegane ameli, 150 günde londra 'dan doğuya doğru motor sürerek new york 'a ulaşmaktır. yolları bir çok ülkeden ve zorlu doğa şartlarından geçeceği için yola çıkmadan bu konuları pek güzel etüd ederler. en korktukları bölüm, stalin döneminde zorlu doğa şartlarını yenmek ve devasa rusya topraklarını batıdan doğuya bağlayabilecek bir otoyol açabilmek için tüm aydın ve muhaliflerin çalışmak üzere gönderildiği ve yolun yapımında 20 milyon kişinin ölüp, bizzat yolun inşaatına gömüldüğü için road of bones adını alan güzergahta yapacakları seyahattir. izlemediğiniz için henüz ne kadar cesur olduklarından bihaber olduğunuz kahramanlarımızın seyahatinde onlara çekim ve sağlık ekibi olarak iki destek aracı bir gün arkadan eşlik edecektir.
yolda başlarına neler mi gelecek? ukrayna 'dan itibaren mafyavari bi tipin evinde yusuf yusuf ederek misafir olma, kazakistan 'da polislerin ısrarla eskotluk etmesi ve ancak türkiye 'de olabilir diyeceğiniz her gittikleri yerde zorla yapılan karşılama törenleri, moğolistan 'da yol olmadığı için canlarından bezerek hüngür hüngür ağlayıp korkmaları, sibirya yollarında bırak motoru, devasa rus kamyonlarının bile geçemeyeceği sel taşkınlarında kalmaları, bizim buradaki serçeler kadar büyük sivrisinekler tarafından saldırıya uğramaları ve kıçlarının delik deşik edilmesi, alaska 'da buzullar ve balinalar ile kanada 'da ilk defa ikisine de araba çarpması sayabileceklerimden sadece birkaçı. ayrıca neler yediler bir de onu görün, gözü kulağı sakalı üstünde pişmiş keçi kellesi, hakiki moğol aşı koyun taşşağı çorbası, devasa amerikan hamburgeleri.
üstelik bir de gittikleri her yerde unicef 'in geri kalmış ülke çocukları için kurduğu allaan sittir ettiği yerlerdeki okullar için destek de istemeyi ihmal etmemişler.
bir sene sonra akıllarında en çok kalan ise, yolda karşılaştıkları bütün insanların onlara ne kadar iyi davrandığı ve yardım etmek için çırpındıkları idi.
ihmal etme kardeşim. bırak dizi felan izlemeyi. git bunun dvd 'sinden edin yada internetten download et, izle, hem de harika müzik eşliğinde. çok şey bulacaksın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder