bu sefer dikkat et, zira sonuna kadar anlatacağım bu hikayeyi.seppuku, kardeşim, senin harakiri diye bildiğin samuray 'ın kendi canını alma törenine denir. lakin harakiri, basitçe karnı kesmek manasına geldiğinden bir istihkar barındırır. biz, bu pek kutsal işin hakkını vereceğiz, seppuku sözünü kullanacağız.
seppuku, aynı zamanda bir filmin adı kardeşim, pek muhterem japon yönetmen masaki kobayashi, 62 senesinde çekmiş bu filmi. dilerim izlersin. ancak bu anlattıklarım izlerken kulağına küpe olsun.
samuray nam, japon karakteri belki bir bürokrata denk gelir frenk ilinde, daha önce anlatmıştım. lakin bürokratlığı kadar, cenk etmesini ve tefekkürü de iyi bilir. zira sabiliği, yeniyetmeliği tedrisat ile, konfüçyus misal çin klasiklerini bellemek ile geçmiştir. bir de bunun üstüne şiir, güzel yazı, yanısıra katana dediğin japon harikası kılıcı kullanmayı öğrenmiştir. iyi dinle, samuray 'ın düsturu, ölüm üzerine tesis edilmiştir. ancak ölerek efendisine faydasının dokunacağını genç yaşta idrak eden samuray, ölümü ölmeden yener veyahut henüz yaşarken ölmüştür. işte bu bilmece bir zen koanı 'dır, hem de tam şu anda tarafımdan icad edilmiştir. ölmekten korkmamaklığı gereken samuray savaşta aslan kesilir, cesaretle düşmanın üstüne yürür, gözünden çıkardığı alev ile savaş meydanını yakar geçer. kendi ölüme gitmeyi seçtiğinden başkasının canına da çok rahat kıyar, vicdan azabından azadedir. işte bu onu yenilmez yapar. ölür ama yenilmez. savaş biter, kılıç kına girer, samuray depoda tahıl sayma işine veyahut sarayın personel daire başkanlığındaki memuriyetine döner. bunun da bahsini daha önce açmıştım. işte yaşamı ölüm üzerine kurulu bu adam, pek çok kez sadakatini ve şerefini ölüm ile ispat eder. buna da seppuku der. oturur, kendi canını alır.
seppuku icra eden samuray, bu pek mühim iş için hazırlanır, beyaz urba giyer, saçını meşhur topuz ile toplar. tören için hazırlanan yere japon 'un yıkılmaz dağ dediği seiza oturuşu ile oturur, gömleğinin kollarını çıkarır, canı çıkınca sırt üstü geri düşmemek için o kolları bacak arasına sıkıştırır. dost adını verdiği yanından hiç ayırmadığı kısa kılıcı wakizashi 'yi eline alır, karnını yavaşça önce soldan sağa, sonra da yukarıdan aşağı keser. japon çeliği jilet gibi keskin olduğundan sıcak eti peynir gibi keser, ne kadar bağırsak, iç organ var ise, hepsini dışarı döker. işte bu kesme anında samuray 'ın celalinde hiç bir mimik, kıpırdanma, kasılma olmaması makbuldür. aksi, güçsüzlüğe ve şerefsizliğe işaret eder. yukarıdan aşağı kesme bittiğinde, sol yanda duran kaishakunin lakaplı ikinci kişi daha fazla acı çekmesin diye tek bir kılıç hamlesi ile seppuku yapan samurayın başını keser, onu kurtarır. işte bunca kanlı ve tahayyül etmesi bile zor olan intihar eylemi, japon ilinde asırlardır yiğitliğin, sadakatin timsali sayılmıştır. bu kural bugün dahi geçerlidir. japon dimağı, seppuku hadisesinden etkilenip pek çok hikaye üretmiştir.
evvelce bahsettiğim üzere ieyasu tokugawa, 1603 senesinde shogun olmaklığını ilan ettiğinde, feodal baştan mahrum kalan samuraylar bir bir kendilerini öldürmeye başlayınca seppuku yapılmasını yasak kılar. çok sonra 1663 senesinde ise izu obasından nobutsuna matsudaira, bu konuda kesin bir yasak getirmiş ve samurayların ronin filminden hatırlarsın belki, bahsi orada geçmişti, 49 ronin' in hikayesinde anlatıldığı gibi toplu intihar törenleri sona ermiştir.
bugün sana anlatacağım hikaye, yine tasogore seibei 'in olduğu gibi shogunate dönemindeki bir diğer fakir samuray ailesinin hayatı. tokugawa ieyasu, tüm rakiplerini bertaraf etmiş, güzel edo şehrinde shogunlığını ilan etmiş, japon toprağında asırlar süren iç savaştan sonra huzuru ve barışı tesis etmiştir. ancak iç savaş ateşinin yakıtı olan samuray, bu ateş küle dönende beş para etmez olmuş, üstelik de bağlı olduğu daimyo denen feodal derebeyi yok olup gitmiş, samuray, yuvasından düşen yavru kuş misali, dalgalara kapılıp giden ronin 'e dönmüştür. samuray aç, işsiz ve beş parasız kalmıştır. elinden hiç bir zanaat gelmez, onun kılıcının kuvvetine ihtiyacı olan kimse kalmamış, kılıç ile dolaşan aç samuraya bayağı iş verip karnını doyurmasını sağlayacak hayır erbabı japon evladı ise daha dünyaya bile gelmemiştir. bu yüzden çoğu ya haydut olur, ya da bu kötü durumdan kendini kurtarmak için hayatına son vermek yolunu çizer. seppuku yapar.
bu işten pek anlamam. fakat şunu görüyorum ki, siyah beyaz dönemin japon sineması kainatta bu iki rengin yanyana gelmesi misali pek basit, durağan. kamera pek hareket etmiyor. japon insanının önem verdiği üzre ses tonu, mimik ve jest üstüne kurulu. insanın en derin duygusunu pek konuşmadan yüze yansıyan gölgeler ile anlatmak yolunu seçmiş. mekanlar basit, lakin pek deruni anlamlar saklı. nihayetinde basit filmler, ama karışık. aynı en büyük icatları olan zen gibi. shibumi kitabını okumuş olanlar bu dediğimi rahatlıkla anlayacaktır. yada dönemin teknik imkanları sadece buna müsade etmiş. burasını bilemeyeceğim.
hanshiro tsugomo, aynı dertten mustarip, sulh döneminde sefaletten, parasızlıktan bıkmış, tükenmiş, 1630 senesinin mayıs ayının 13. günü, ıyi evinin kapısını çalar, 1619' da kendi obası geishu 'nun evi dağıldığından beri işsiz güçsüz gezindiğini, artık sefaletten bunaldığını, yapacağı seppuku için kendisine evlerini açmalarını ister. işte bu rolü kardeşim, benim gibi japon işi film sevenlerin ilk göz ağrısı, akira kurosawa 'nın yedi samuray, kagemusha, ran, yojimbo gibi nice filminde boy göstermiş tatsuya nakadai isimli pek yetenekli aktörü hemen tanırlar. lakin, ıyi evinin kapısını bu dilek ile çalan ilk samuray eskisi olmadığından bir şüphe ile karşılanır. üstelik yaşlanınca köpeğin maskarası durumuna düşmüş eski kurtların, iş bulmak niyeti ile kendini acındırmak için çeşitli feodal ağalara yanaşırken seppuku 'yu bahane etmeleri de pek meşhurdur. bu nedenle bu dilekle kapıyı çalandan kimse pek hoşlanmaz. hanshiro 'yu evin büyüklerinden kageyu saito karşılar, ricasının evde samimi bulunmadığını söyler. zira daha önce herkesin vicdanı sızlatacak trajik bir mevzu olmuştur. üstelik de, bu rica ile geldiği halde kendi canını almaktan imtina eden genç de, hanshiro gibi geishu evindendir. kageyu saito, hanshiro 'nun, motome chijiiwa ismli bu genci tanıyıp tanımadığını sorar, cevap belli belirsiz hatıraların bulanık silüeti olur. bunun üzerine ev sahibi kageyo, adamımız hanshiro 'yu yıldırmak üzere, genç motome 'nin öyküsünü anlatmaya başlar.
ıyi obası, motome 'nin samimiyetinden şüphe ettiğinden onu çok acı biçimde kendi canını almaya zorlamak üzere tuzak kurar. önce motome 'ye oba beyinin kendisi ile görüşeceği söylenerek, sanki bir iş verilecekmiş gibi ümit dolması sağlanır, ancak bir başkası ona sadece seppuku için giyilen beyaz esvabı vermek için huzuruna çıkarmıştır. seyirci olarak biz, öne motome 'nin pek sevinçli halini, sonra ise yüreğinin paramparça oluşunu, yakın plan çekim, yüzünden açık seçik okuruz. motome hazırlanırken, elinden alınan kılıçları ev sahipleri tarafından tetkik edilir, kılıçların aynı tasogore seibei 'in başına geldiği üzere, satıldığı, yerine ise bambu ağacından taklitlerinin koyulduğunu görürüz. bu durum ev sahibi tarafından oldukça hakir görülür, zira kılıç samurayın ruhunu temsil ettiğinden, kılıcını satmak yada bırakmak pek küçük düşürür samurayı. ancak kılıçların sahte olduğunun anlaşıldığı, motome 'ye belli edilmez. habersiz oğlana korkunç bir son hazırlanır. motome, seppuku için hazırlanan avluya götürülür. sonunun geldiğini anlayan pek zavallı genç, obanın reisinden sadece bir günlük izin ister. bunun için yalvarır. burada biz onun korktuğu için kaçmaya çalıştığını zannederiz. ancak reis, buna izin vermez, motome 'ye kaçmaya çalıştığı için hakaret eder, eğer kendi canını almaz ise, adamları tarafından öldürüleceği tehdidini savurur. acı son ise, motome 'nin önüne karnını kesmesi için kendi bambu kılıçları geldiğinden kendini apaçık belli eder. motome 'nin canını alacak olan kaiseku yanına gelir.
kaiseku, ritüelin günümüzde anlamını kaybettiğini, artık seppuku adayının eli kılıcına gittiği an kafasının kesildiğinden, bunun töreye aykırı olduğundan dem vurur, kesme işleminin sonuna kadar canını almayacağını, törenin son aşamasına kadar uygulanacağı söyler. motome gururunun incinmesine daha fazla izin vermez, bambu kılıcı çeker, bastırdığında karnına girmediği için kendini kılıcın üstüne atarak karnına girmesini sağlar, önce soldan sağa, daha sonra da yukarıdan aşağı kendini keser, iş bitende acıya dayanamaz, oracıkta kendiğilinden can verir, ruhu kuş olup arşa yükselir. ayaktaki kaiseku, son ana kadar bekler, motome acı dolu ölümü tattıktan sonra başını keser. gaddar ıyi obası, motomo 'nun ölürken dilini ısırmasından bahseder, onu şerefini zedelediğine akıl birliği ederler. gaddar davranış ile akılları sıra bundan sonra kapılarına gelecek, azıcık aş için hayatlarını riske atacak diğer samurayları caydıracaklarını düşünürler.
hikayenin gözönünden gitmesinden sonra sonra, kamera hanshiro 'ya döner. gülümseyen kurt, benim der, kılıçlarım bambu değildir.

sözü üzerine kendisine de beyaz esvap uzatırlar. hanshiro bunu reddeder, ölecek bir adam için yeni esvap harcamaya gerek yok, şu an üzerimde olan yırtık pırtık kıyafetim anın kıymeti için daha makbuldür der. tören için hazırlanan avluda yere çöker. obanın tüm samurayları bu kutsal iş için içtima etmiştir. hanshiro, obanın reisine döner, bir samuray olarak, kaiseku 'mu seçmek hakkına sahibim der. ününü önceden duyduğu kılıç ustası hikokuro omodaka 'nın kendisine eşlik etmesini ister. ancak hikokuro, o gün bir işi olduğu için izinlidir, hazır bulunmaz, gidip evinden çağırmak için adam gönderiler. bu arada der, hanshiro, bırakın da hayat hikayemi anlatayım biraz, zira dün benim başıma gelenler yarın buradaki diğer adamların başına gelebilir, acı tecrübemden feyz alsınlar. bu tatlı sözler kageyu 'nun hoşuna gider, izin verir.
hanshiro anlatmaya başlayınca, daha önce burada can veren motome 'nin en yakın arkadaşı jinna chijiiwa 'nın tek oğlu olduğu, arkadaşının, efendileri geishu evinin reisi öldüğünde kendisinden önce seppuku yaparak, hanshiro 'nun kendini öldürmesine engel olmak için biricik oğlunu hayatı pahasına korumak üzere kendisine emanet ettiğini öğreniriz. merhum motomo 'nun, babasının vefatından sonra babası gibi dul olan hanshiro 'nun güzeller güzeli kızı ile birlikte büyüdüğünü ve daha sonra onunla evlendiğinin hikayesini izleriz. bu arada ulak geri döner ve hikokuro 'yu bulamadığını söyler. hikaye yarıda kesilir. ikinci tercih hayato yazaki ve üçüncüsü umenosuke kawabe 'nin de mevcut olmadığı ortaya çıkınca, sanırım der gür sesi ile, bu tören ertelenmek zorunda. bu söz üstüne, ev sahibi bir tuzağa doğru yürüdüğünü hisseder, yerinden kalkarak içeri gider, evin büyükleri iç odaya geçip istişareye dalarlar. hanshiro 'nun istediği üç adam da, genç motombe 'nin acı dolu ölümü ile ilgilidir. hikokuro omodaka, kıyafet oyununu oynayarak motome 'nin ruhunu yaralamış, hayato yazaki kılıçların bambu olduğunu farketmiş, umenosuke kawabe ise o gün kaisekunin görevini geciktirerek genç motome 'nin acı dolu ölümüne sebep vermiştir. evin reisi kageyu, odadan çıkıp adamlarına hanshiro 'yu öldürmeleri için talimat verir. durun! der hanshiro, geri basın. eğer üstüme gelirseniz aranızdan birçok kişiyi yaralarım, belki bir kaçınızın da canına kıyarım. eğer hikayemi bitirmeme müsade ederseniz, ondan sonra söz veriyorum ki, işimi kendim göreceğim. oturur ve anlatmaya başlar.
bundan sonra olacakları merak ettin değil mi kardeşim ?
o zaman otur da izle. daha kaç kere söylemem lazım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder