geçen gün televizyonda barış ve demokrasi partisi il başkanlarından biri, terörü bitirmenin formulünü ayan beyan verdi: demokratik özerklik. ırak'ın kuzeyindeki kürdistan'ı inşa ettiğimizi biliyordum amma bunu ilk defa duydum. önümüzdeki on sene eğer biz biran önce gerekeni yapmaz isek pkk'nın terör saldırıları için bahanesi bu olacağa benzer. bundan öncekiler hatırladığım kadarı ile, sosyalist devrim, bağımsız kürdistan vs.
dedi ki; terör biter, bunun sırrı demokratik özerkliktedir. bölge halkı kendi kaynaklarını kullanma hakkını elde ettiği takdirde bu iş çözülür. demk ki iş kaynak meselesi imiş. hiç bir kaynak için analarının kuzularını kurban etmekten yana değilim. kaç gencecik fidanı daha kürdistan dağlarından şehit olarak indireceğiz! pekala çözülsün o vakit. kimseyi kandırmaya gerek yok, demokratik özerklik dediğin, ırak'ın kuzeyi ile birleşmek için atılması gereken ilk adım.
kısıtlı anlayışım bölge kaynakları dediği zımbırtının fosil yakıtlar olduğunu ilk veri olarak kabul etmemi tavsiye ediyor. her ne kadar 20 yıl gibi bir vadesi olduğu teknik olarak öngörülse de, tahmin ediyorum ki, 20 yılda toparladığımız parsa bize kıyamete kadar yeter hesabı yapıyor kürdoğlu. böyle düşündüğüne göre kıyametin görece yakın olduğunu varsaymak mümkün.
bunu kabul edelim. kürdistan dağlarında yitip gitmiş 7000 vatan evladının anasından, babasından, sevdiğinden helallik isteyelim, bölge halkı demokratik özerklik elde etsin. bu arada milli mücadele şehitlerinden de af dileyelim, misaki milli'yi de göz ardı edelim, varsın kopsun bu hastalıklı uzuv. yada referandum yapılsın, hatay'ı da öyle kazanmadık mı?
demokratik özerklik neticesinde artık taraflar kesinkes varolma imkanını yakalayabilir. bu ayrılma türklere de pek faydalı olur. misal, artık türkiye vatandaşları katıksız türk yada asimile olmuş azınlıklardır, sözlerini etmeye gerek kalmaz. sıkıysa karşı çıksınlar. ultra nasyonel ulus devleti kurmak imkanını pat diye yakalarız. bunca şans kemal paşa'nın bile eline geçmemiş idi.
ancak her alışverişin iki tarafı vardır. şimdi, biz kalan yarıdakiler, hala ülkemize türkiye demeye devam ettiğimize ve mevcut haritamız bir öncekinden küçük olduğuna göre, toprak vermiş olur muyuz efenim? kanımca bal gibi oluruz. bunun da adını koyalım. buna razı olduğumuzu sonradan unutmayalım.
bu durum, türk ordusunun/milleti'nin, ki ikisi aynı şeydir, yenilmiş olduğunun ispatı olarak önümüze koyulur. bir türke, yenilmişlik duygusunun vereceği acı, kaybedilen mülkün vereceği acıdan kat ve kat fazla olacaktır. zira biz türkler henüz toprağın ne olduğunu öğrenecek kadar aynı yerde yaşamadık.
gelellim baştaki noktaya. bu zatı muhterem, bölge kaynaklarını kullanmanın başlaması ile bilrlikte bir zenginlik elde edeceğini umut ediyor diye söylemiştim. buna da pekala. istediğini alsın, türk'ün hiç bir zaman bunda gözü olmamıştır. olsa idi bu iş buraya gelmez idi.
ancak o takdirde, türkiye'de kalacak olan kürtlerin cehennem azabı yaşamaya başlayacaklarından endişe ediyorum. çünkü o vakitten itibaren, her kürt, yürü memleketine ancak gidersin nefretin nefesini ensesinde hissedecektir diye korkuyorum. işte o an ne olacak? bunu kim göze alabilir. üstelik de en büyük kayıbı benim gibi kürtlerle çok alışverişi yapanlar yaşayacak.
bu denklemi iyi veya kem niyetim ile evirip çeviriyorum, kürtlerin hiç bir zaman ne istediklerini bilmediklerine kanaat getiriyorum. bu iş emperyalist gücün gaz vermesi ile beyle vaziyet alacak ise, biz de gözümüze kürtlerin fabrikalarından, arabalarından, evlerinden kestirmeye başlasak iyi olacak. zira benim gibi avanak türk, selanik'ten geldiğinde epey sikertildi bu topraklarda. mübadelede değiş tokuş yapılan topraklar kimleri zengin etti, merak eden araştırsın bulsun. bu yüzden ben yalın ayak başı kabak sayılırım. tarih boyunca canımı ortaya koyup birşeyler kazandım, sonra da hepsini yitirdim. bu türk'ün kaderidir. kaderden kaçılmaz.
bir de ayrı bir hesap var. kürrtler, gencecik kızların, eşlerin, çocukların katledildiği bir mücadeleden elde edeceklerinden korkmalı diye düşünüyorum. zira bunu bugün komşusuna yapan kapı kapandığı an birbirini siker öldürür. aralarında çok şeker arkadaşlarım var. onlara birşey olacak diye üzülüyorum.
28 Haziran 2010 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder